Dünyanın En Güzel Ekmeği

Dünyanın En Güzel Ekmeği Öyküsü:

Hayatını tüketmekte ve insanlara, doğaya hükmetmek üzerine kuran ve mutlu olmanın yolunun bu olduğunu düşünen oyun baş kişisi, bir gün onun için dünyada alacak yeni bir tat kalmadığında hayattan ve yediklerinden keyif almaz olur. Bu nedenle çevresindekilere de hayatı dar eder; sinirli, mızmız, aksi biri olur. Yardımcısı her yolu arar. Doktorları çağırır. Ama onlar da yardım edemez. Yardımcısını kovar ve kendini “bir çare bir çare” diye evinden dışarı atar… Sokakta köylü bir kadınla karşılaşır. Köylü Kadın ona emeğin değerini, ekmeğin nasıl en tatlısına kavuşulacağını öğretir. Oyunun sonunda kahramanımız üreten, paylaşımcı, sahici bir mutluluğa sahip biridir artık.

Çocuğunuz Dünyanın En Güzel Ekmeği’ni izlediğinde;

Oyun içinde oyun kuran iki oyuncu arkadaşın 3 sandıkla birçok mekanlar yaratarak bir hikayeyi bayram çocukları gibi coşkuyla canlandırdığını görecekler. Oyunculara ritimli sözlerle oyun boyunca ara ara eşlik edecekler. Oyundan sonra da “ekmeğim ekmek” şarkısı dillerine dolanacak. Emek harcamanın tatlı, keyifli yanını keşfedecekler

Neden izlenmeli?

Çünkü oyun emek harcayarak bir ürün elde etmenin ne tatlı olduğunu, mutsuzlukların doyumsuzlukların emek harcamadan, üretmeden yaşamaktan kaynaklandığını gösterir. Öğrenmenin, paylaşmanın, üretmenin yarattığı sevinç ve coşkuyu yaşatır.

Yaş Grubu
6 yaş ve üzeri herkes

Yazar
Özlem Sezer

Yöneten
Hicran Çalı – Hakan Polacanlı

Dramaturg
Beyna İşgüzar

Oyuncular
Hicran Çalı, İzel Çetin

Müzik
Özgür Özbilgiç

Sahne Tasarımı
Feyza Tatar – Hakan Polacanlı

Müzisyen
Elif Sayın

Dans
Özgür Adiloğlu

Seyirci Sayısı
Max. 150

Teknik İhtiyaçlar
Sahne alanı  minimum sınır yoktur.  Oturma alanı seyircilerin tümünün sahneyi görebileceği bir oturma üzeni gerekir. Elektrik tesisatı   olmadan oynamak mümkündür.

Dünyanın En Güzel Ekmeği

Çok eski masallardan birinde
Çok zengin bir Kral yaşarmış.
Bu Kral o kadar zenginmiş, o kadar zenginmiş ki, her istediğini alabiliyormuş.
Ondan zengini de yokmuş.

Ama günlerden bir gün garip bir şey olmuş.
Kralın karnı hiç acıkmamaya başlamış.
Canı hiçbir şey yemek istemiyormuş.
Ağzına lokma koymuyormuş. Gittikçe zayıflamış. O kadar zayıflamış ki, iğne ipliğe dönmüş.
Derken çok uzak ülkelerden birinden çok bilgili bir köylü kadın, o ülkeye gelmiş;
“İştahınızı kapatan şey, yediğiniz ekmeklerdir.
Sizi ancak dünyanın en tatlı ekmeği iyileştirebilir” demiş.

Getirin getirin aman çabuk getirin
Daha sıcacıkken, dumanı tüterken
Görüntüsü ağızları sulandırırken
Dünyanın en tatlı ekmeğini getirin